Bursa, ucu açık ve sürekli büyütülmeye çalışılan rutin sanayinin tetiklediği sorunlarla boğuşuyor. Ve şimdilerde, yeni anlaşılmaya çalışılan ciddi İklim değişikliği tehdidi var.
Mevcut organize sanayi bölgelerinin doluluğu iddiasıyla yeni alanların da sanayiye açılmasının istenmesiyle dehşete kapılıyoruz.
Üstelik…
Kentsel dokusuyla bütünleşik veya temaslı 8 bin dolayındaki sanayi amaçlı işletme yer için de ‘taşınma’ gerekçesi öne çıkarılıyor.
35 yılı geride bıraktık…
Mevcut işletmeleri kentten çıkarmak, şehir efsanesi denilebilecek düşünce olarak, öylece geçti.
Oto tamirhaneleri ve yedek parçacıları, güya taşınacaktı, ama giderek orası depo ve tekstil atölyelerine dönüştü.
“Gerekçe” demek güzeldir ve anlamı farklıdır, ama ‘Bahane’ ise; Bursa gibi kurtarılması istenen büyük bir kente gölge düşürüyor.
“Vitesi büyütülen Bursa, tehlikeli virajda!” başlığıyla vahamete bir özette bulunmak istedik.
“Bursa büyümüş büyüyeceği kadar” ve Türkiye büyüyecek ise, kalkınma ve yatırımına ihtiyaç olan çok kent bulunuyor.
Özellikle…
Rutin, geleneksel sanayi büyüdükçe, artık kentin batısına göç tetikleniyor ve konutlaşma; yapılaşma tetikleniyor.
Sürekli fabrika mı kurulması, sürekli apartmanlar bir yana, siteler yapmak mı gerekiyor?
Son yıllarda;
Küresel iklim değişikliği tehdidi de eklendiğinde, Bursa gibi büyük kentlerin işi giderek aksine daha zora giriyor.
Dün…
Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kent Konseyi’nce, iklim değişikliğini merkeze alan, kent yaşamı ve doğal ekosistemler üzerindeki etkilere dikkat çekilen panel düzenlendi.
Su krizi yaşanıyor.
Bursa’ya illa yeni fabrikalar mı yapılmalı, yeni organize sanayi bölgeleri mi açılmalı?
Kaçak fabrika yapılması, ‘yeni sanayi bölgelerinin açılmasına dayanak da gösterilemez’ gerçeğinin altını çizelim.
Sanayi, derelerinden yeraltındaki sulara, Bursa gibi büyük bir kentin hayati ihtiyacına ortak oluyor, emiyor.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ovanın da neredeyse dörtte birinin kaçak fabrika yapılaşmalarıyla kaybedildiğini belirtiyor.
…Ve!
Bursa’nın sanayi kimliğinin de kente olumsuz etkileri açısından da, “Uzun süredir boyahanelerin inanılmaz su tükettiğini, su çektiğini dile getirdik.” örneklemesi veriliyor.
Bundan sonrası için;
Bir gerçeğe önemle dikkati çeken Bozbey, “Kuraklık, seller, ani ve yıkıcı iklim olayları ile orman yangınları artık uzak coğrafyaların değil, yaşadığımız kentin gerçekleridir.” şeklinde konuşuyor.
Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Türkiye’de yasamaya getirilen düzenlemelerle ‘doğa koruma yaklaşımının tümden terk edildiği’ iddiasını gündeme taşıyor.
Bu arada…
İMO Bursa Şubesi Başkanı Serdar Atilla Erdem de, kentin olgusu açısından ‘hukuksal normlara riayet edilmesi’ doğrultusunda bir açıklamayla medya önüne çıktı.
Davayı kazanmalarına rağmen;
Kestel’deki Bursa Sanayi Sitesi’nin, idari yargının kararına rağmen ‘hukuka aykırı’ yapımına devam edildiğini söylüyor.
Sonraki saatlerde;
Erdem’le konuştuğumuzda;
Ucu açık sanayileşmeye, tetiklenmek istenen kaçak fabrika girişimlerine de tepkiliydi.
Erdem, sonradan çok sayıda organize sanayi bölgesi kurulduğuna işaret ederken, “Doluluğa ulaşıldığı veya yer darlığı iddialarıyla yeni alanların sanayiye açılmasının istenmesi, gerçeği yansıtmıyor.” diyor.
Ruhsatı alınmış, yapımına başlanmamış sanayi parsellerinin de, doluluk olarak gösterildiğini anlatan Erdem, “Yasal 2 yıl içerisinde yerinde yapımı olmayan sanayi alanlarına ait ruhsatlar iptal edilmeli.” ifadesiyle dikkati çekiyor.
Mevzuata aykırı olan sanayi girişimlerinin de, devlet teşviki kapsamından çıkarılması gerektiği vurgulanıyor.
Erdem, “İleri teknoloji üretimi gerekçesine dayandırılan TEKNOSAB’da çok boş yer var ve yapılanlar arasında da, bu yerin sanayi ve üst hedefli olarak imara açılma gerekçesiyle ilgisi olmayan sanayi de var.” şeklinde, itirazda bulunuyor.



