spot_img
14 Ocak 2026 Çarşamba
spot_img
Ana SayfaMakaleBursa’nın ‘Su’ gerçeği, kentleri daha da kaygılandırdı!

Bursa’nın ‘Su’ gerçeği, kentleri daha da kaygılandırdı!

spot_img

Susuzluk, Bursa kadar başka kentlerin de ülkenin de sorunu durumuna gelindi. Kuraklık yaygınlık ve su kaynaklarına ‘korumacı’ yeni politika ve adımlar gerekiyor.

İstanbul’un büyük ve orta ölçekli su rezervi çok olmasına rağmen, düşüş ve gelecek tedirginliği de yok değil.

Bursa için Gaziantep’in örnek alınabilmesine ilişkin söylemler var, yakın geleceğin endişesi ve çözüm arayışı orada da var.

Yaz öncesinde;

GASKİ Genel Müdürü Hüseyin Sönmezler, mevcut su rezervlerinin hem içme, hem de tarımsal sulama için yetersiz olduğunu vurguluyordu ve su krizine karşı uyarıyordu.
Sanayileşme ve ihtisas üretimi açısından öne çıkan Çorum, Orta Anadolu kuzeyindeki Karadeniz kenti ve orası da ciddi risk taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde, “Çorum’da su bitti. Barajlardaki doluluk oranı yüzde 3,49’a düştü! Zorunlu su kesintileri başladı. Belediye’den tasarruf çağrısı!” haberiyle karşılaşmıştık.

Kentler büyüdükçe ve sanayileşmeyle tetiklendikçe, kuraklıkla beraber su kaynaklarının rezervleri direnemiyor.

‘Bursa büyüdükçe, Türkiye de büyür’ sloganı kulağa hoş geliyor, ama ucu açık sanayi büyümesi, kentsel çözümleri zorlaştırıyor.

Türkiye’de ‘Su Yılı’ olarak kabul edilen Ekim 2024-30 Eylül 2025 dönemine ilişkin verilerde, son 52 yılın en az yağışının kaydedildiği ve Bursa’da % 52 azalma saptandığı belirtiliyor.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’le konuştuğumuzda, çarpıcı bir durumdan söz ediyordu.

Bozbey, “Katıldığım uluslararası toplantıda, eriyen buzulların Avrupa’nın özellikle kuzeyini sular altında bırakma riski konuşulurken, ülkemizde ve kentlerimizde susuzluk riskine odaklanmalıyız.” diyor.

Sıcak gündemle,

Bursa ve Türkiye’nin fotoğrafı için Su Politikaları Derneği’nin kamuoyuna paylaşımlarına dikkat kesildik.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, “İhtimâl değil, gerçek!” diyerek uzun süreli kuraklığa odaklanıyor.

Kuraklığın, tarımın yanı sıra değil, sosyal ve ekonomik yapıya da dönüşüm getirdiği, göçü, şehirleşmeyi ve hatta güvenlik politikalarını dahi etkilediği belirtiliyor.

Bursa’nın deniz ve gölleri ile ambalajlanarak satılan memba suları var, ama içecek su sorunu yaşıyoruz.

Prof. Dr. Murat Türkeş, denizlerden tuzlu suyun arıtılmasına ilişkin işlem maliyetinin, gelişen teknolojiyle düştüğünü söylüyor.

Devamında ise;
Arıtma sonrası kalan yoğun tuzlu suyun denize bırakılmasının ekosistem üzerinde olumsuz etki yaratabildiği, biyoçeşitliliği azaltabildiği, tarımsal üretimi olumsuz etkileyebildiği ifade ediliyor.

Bursa’da;

Yeraltı kuyu kaynaklarının sürdürülebilen kapasitesi için sanayiye sıkı takip ve sınırlama getirilmesi gerekiyor.

Sanayi kuyuları ve ambalajlı sulara ait kaynakların, ‘yüksek kamu yararı’ gerekçesiyle kente entegre edilmesini konuşmalıyız.

Bu yaklaşımı kaleme aldıktan sonra, toplum ve medyada kabul gören acil çözüm konuşulduğunu görüyoruz.

1990’larda İstanbul’un sürdürülebilen su ihtiyacı için Bursa’nın İznik Gölü de gündeme gelmişti.

Bursa’nın düşünmediği ve düşünmesi gerektiği böyle bir çözümün, yakın geçmişte de gündeme geldiğini, ama ‘maliyet’ nedeniyle vazgeçildiğini de belirtelim.

Bu arada…

Bursa Kent Konseyi, ‘Su’ gündemiyle neden genel kurulunu toplamıyor ve neden aktivist kimliğin önüne geçilemiyor?

DİĞER YAZILAR
Reklam
Google search engine

En Çok Okunanlar