Kendilerini, ‘Devlet’ kurumları üzerinde hami ve denetim yerine koyan, hukuk ve etik dersi verenler varsa, önce aynaya bakmalılar…
Bu ülkede;
Vesayetle mücadele edildi.
…Ve!
Belediye, devlettir!
Yerelde;
Kentler…
Vesayet kaldırmaz!
Kentler…
Çatışma kaldırmaz!
Kentler…
Vesayet altına alınamaz!
Belediyecilikte;
Kamusal yönetimin yürütme ve denetim mekanizmaları yasalarla tanımlıdır, bellidir.
Hukuk da, sabittir!
Belediyelerde;
Bazı adımlar, düşünce ve cüretlerin getirdiği ve içerisine çekilen durumların sonuçları, ‘Son Dakika’ haberleriyle görülüyor.
Durum böyleyken…
Mesleki ve ticaret hayatla;
Devletin bürokrat ve memuruna baskı yapan, üzerine giden, söyledikleriyle kontrolü kaçıranların temsiliyle de ‘hukuk’ ve ‘etik’ dersi hiç verilemez.
Ne demek;
Ses yükseltmek, kafa tutmak, gelecek biçmek?
Devletin kurumları dışında;
Hiçbir yapı;
Kendisini bir yürütme hamisi ve bir denetim mekanizması gibi göremez ve gösteremez.
Hiçbir yapı;
Merkezi üst otorite kurumlarla kendisini eşdeğer göremez ve öyle görüntü taşıyamaz; yazışma ve talep üslubunda olamaz.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, şehircilik ve mevzuatının ana üst otorite ve ana muhatap olma gerçeği sabittir.
Mesleki ile kurumlar arası iletişim ve bağ etiği, sivil yapıların önem vermesi gereken kendi ihtiyaç ve gerçekleridir.
Kentler şekillenirken;
Bugün yaşananların yeni örneklerinin önüne geçilmesi için tamamlayıcı ve ihtiyaç olan olgu, mesleki iç denetim ve yaptırımdır.
Bugün…
Mesleki her alanda ihtiyaç olan, öncelikle mesleki etik ve kurallar içerisinde olabilmeye çalışmak, sağlatmaktır.

